Damar tedavileri alanında uzman isimleri tercih ediniz

Web sitemizde sizler için uzmanından en güncel ve yararlı bilgileri derliyoruz. Sağlığınızı önemsiyoruz...

 

Damar Tedavileri

Okmeydanı Damar Merkezi

Tedavide Yenilikler

Sosyal Medya

Anket

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları Gör

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Muayene ve Randevü

Okmeydanı Damar Merkezi

Darülaceze Caddesi
Ekşioğlu İş Merkezi
No:36 Kat:3 D:3

Okmeydanı SSK Hastanesi Karşısı, Şişli /İstanbul

Tel: 0212 320 30 22

Fax: 0212 320 30 55

www.varistedavileri.com
www.caferabbasoglu.com
www.varistedavim.com

Aktif Ziyaretçi

Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi, 1 Bot

Diyabetli Hastalarda Uzuv Kesilmelerine Son

Kalp ve Damar Hastalıkları Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cafer Abbasoğlu,“Lazer tedavisi sonuncunda beslenen ve oksijenlenen dokular zamanla ince kılcal damar oluşturur.Bu sayede hastanın bacakları ve uzuvları kesilmeden, açık bacak yaraları uğraşmadan kısa sürede kapandığını söyledi.

Cafer Abbasoğlu

Abbasoğlu, “Biz kalp damar cerrahları öncelikle hastanın diyabet uzmanları tarafından şekerlerinin, tansiyon yüksekliklerinin, kan yağlarının düşürülmesini, diyetlerinin düzenlemesini yürüyüş ve egzersizlerini yapmalarını önermekteyiz. Bunlara rağmen hasta şikayetleri devam ediyorsa muayene veya dopler ultrason tetkikinde damar tıkanıklığı ve damar daralmalarını tespit ve teşhisi varsa hastalara anjio ile tetkik önermekteyiz. Günümüzdeki anjiolar bilgisayarlı tomografi anjiosu, mr anjiosu veya klasik anjiodur. Bu anjio tetkikleri sonucunda bacak damarlarının nerde ve hangi seviyede daraldığını ve tıkandığını tespit etmekteyiz. Damar darlığı ve tıkanmalarında hastanın stent veya balon şansı varsa stent veya balon; bay-pass şansı varsa bay- pass yapmaktayız. Bay-paslarda suni damar veya kendi bacağından aldığımız damarını kullanarak kansız bölgeye kan vermekteyiz. Bu durumda kansız, oksijensiz bacak ve ayak dokuları beslenerek hastanın ağrı şikayeti, bacak şişliği giderilmekte, yarası iyileşmekte, yürüyüş mesafesi artmaktadır” dedi.

Diyabetik Ayak

Damar İçi Oksijen Tedavisi

Eğer bay-pass ve stent şansı da yoksa hastaya damariçi oksijen tedavisi uyguladıklarını kaydeden Dr.Abbasoğlu, “Damar içi oksijen tedavisi son yıllarda özellikle, Avrupa ülkelerinin en fazla kullandığı önemli alternatif tedavilerden biridir. Damar içi oksijen tedavisinde oksijen bir makineye verilmekte ve o makine bu oksijeni kanın içine direkt olarak göndermektedir. Böylelikle bacaktaki kansız bölgede ameliyat ve stent şansı olmayan hastaya uygulanan damar içi oksijen tedavisinde kansız bölgelere direkt oksijen vermek suretiyle dokular beslenerek hasta rahatlamakta; diyabetik yaraları iyileşmekte; ağrıları, bacak şişlikleri azalmakta, bacak ve organları kesilmeden hayat standartları yükselmektedir” dedi..

Damar İçi Düşük Enerjili Laser Tedavisinin son yıllarda Avrupa ülkelerinde çok sık uygulanan ülkemizde ise yeni bir yöntem olan damar içi düşük enerjili lazer tedavisi diyabetik ayaklarda en önemli ve en son tedavi yöntemlerinden olduğunu vurgulayan Abbasoğlu, “Damar içi düşük enerjili lazer tedavisinde kansız, bıçaksız seans şeklinde olmak üzere hastaların damar tıkanıklığı ve tıkanıklık seviyeleri göz önünde bulundurularak hastaya verilecek lazer seansları ayarlanmaktadır.Düşük enerjili lazer direk damar yoluyla verilmektedir. Verilen lazer ışını kanın deveranı ve cereyanı etkisi altında ve kan hücresine özelikle hemoglobine emilir. Hemoglobin veya kan hücrelerinin yardımıyla oksijensiz bölgeye gider. Böylece oksijensiz bölgede dokunun yüksek seviyede oksijenlenmesini sağlayarak kansız ve oksijensiz dokuyu besler. Lazer tedavisi sonuncunda beslenen ve oksijenlenen dokular zamanla ince kılcal damar oluşturur. Vücudun yaptığı bu ince kılcal damar neticesinde lazerin etki mekanizması altında dokular beslenir kanlanır. Bu sayede hastanın bacakları ve uzuvları kesilmeden, açık bacak yaraları uğraşmadan kısa sürede kapanır. Bacak şişmeleri azalır ve ağrıları yok olmuş olur. Bu tedavi sonucunda hastaların ortalama şeker tahlilleri düşmekte ve hastalar kendi bacaklarıyla yaşam standartlarını yükselterek günlük yaşantılarına devam etmektedirler” diye konuştu.

Kombine Damar İçi Oksijen Tedavisi uygulamasına da değinen Kalp ve Damar Hastalıkları Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cafer Abbasoğlu, “Diyabetik ayak tedavilerinde eğer hastada her iki bacakta diyabete ve damar sertliğine bağlı damar tıkanıklığı, kritik bacak iskemisi mevcut ise hastalarımıza kombine tarzda intravenoz düşük enerjili lazer tedavisi ve intravenoz oksijen tedavisi uygulanmaktadır. Böylelikle her iki bacakta kritik iskemik bacak sendromunda görülen dokunun oksijensizliğine bağlı şiddetli ağrılar giderilmekte ve hastalar biran önce sağlığına kavuşmaktadır” şeklinde konuştu.

Avasküler Nekroz

Avasküler Nekroz

Avasküler Nekroz Tedavisi

Avasküler nekroz, toplardamarların kılcal damarlara kan akışını sağlayamaması sonucu kanlanamayan uyluk bölgesinin yuvarlak kısmındaki dokunun zamanla ölmesidir. Bölgedeki kan kaynağının kesilmesi nedeniyle kemik dokusunun ölümü de denebilir. Avasküler nekroz, osteonekroz veya kemik enfarktüsü olarak da adlandırılır. Kan kaynağı yeterince azaldığında, kemik dokusu ölmeye başlar.

Avasküler Nekroz bacağın üst kısmını etkileyen bir durumdur. Özellikle femur başı daha az kan akımı alır ve kan kaynağı yeterince azaldığında kemik dokusu ölür. Kemik öldüğünde, femur başı çöker, hatta yeterince şiddetli olursa, kalça eklemi kendisi çöker.

Femur başı bozulması kalça kemiğinde çökme, erime ve kireçlenmeler görülür devamında ise femur başındaki yuvarlak kısım bozulup köşeli bir hale gelir kalçanın dönme hareketleri yapısındaki bozulmadan dolayı yapılamaz ve femur başı kalça eklemine sürtünerek ağrı, acı ve hareket kısıtlılığına sebep olur. Doğal olarak kalça da eski işlevlerini yerine getiremez.

Avasküler nekroz genellikle 30 ila 50 yaş arasındaki insanları etkiler.

Belirtiler

Avasküler nekroz en sık olarak femur (diz ekleminden kalça eklemine uzanan kemik) gibi uzun kemiklerde tutulum yapar. En çok etkilenen kemiğin femur kemiği olmasıyla birlikte diğer yaygın olan yerler arasında üst kol kemiği, diz, omuz ve ayak bileği bulunur. Çoğu durumda eklemde ağrı ve rahatsızlık vardır. Avasküler nekroz, öncelikle omuz diz ve kalça eklemlerini etkiler. Çoğu durumda hastalık başlangıçta belirti vermeyebilir. Eklem ağrısı yavaşça gelişebilir, bu da hareket etme kabiliyetini sınırlar. Geç kalınmış tedavilerde kemik veya eklem yüzeyinde çökmeler oluşabilir.

Avasküler nekroz (AVN) önce kasıkta hafif bir ağrı ile kendini gösterir. Özellikle çok yürümek ve çok ayakta kalmakla artan ağrıları hareket kısıtlamaları izler. Deformite arttıkça ağrı da artar ve kalçada güç kaybı oluşur. Zamanla merdiven çıkmak gibi günlük ihtiyaçlar bile giderilemez hale gelir.

Hastalık belirti verdikten sonra ihmal edilip tedavi edilmezse zamanla ilerler, kemik çöker, eklem yüzeyi kırılarak ağrı ve artrite yol açar.

Avasküler Nekroz

Avasküler Nekroz

Nedenleri:

Temelinde dolaşım kaynaklı kanlanmama gibi önemli bir problemden ortaya çıkan avasküler nekrozu tetikleyen belirgin nedenler:

– Trafik kazası gibi travmalar,

– Kemik kırıkları, eklem çıkıkları,

– Kalça femur başına uygulanan bazı ameliyatlar,

– Aşırı alkol tüketimi,

– Şeker hastalığı,

– Obezite,

– Aşırı kortizon kullanımı,

– Anemi,

– Gut hastalığı

– Romatoid artrit olarak sıralanabilir.

Hastalığın Tanısı:

Bu hastalıkta da erken tanı çok önemlidir. Röntgen ancak hastalık ilerlediğinde bulgu verdiğinden erken evre durumlarda kemik sintigrafisi ve mr tercih edilen tanı yöntemleridir.

Hastalık çok sinsi seyrettiği için genelde hastalar ağrı şiddetlendiği ve hareket kısıtlanması başladığında doktora başvururlar ve oldukça geç kalmış olurlar.

Avasküler nekrozda uygulanan tedavi yöntemleri nelerdir? 

Avasküler nekrozda en önemli ve en basit yaklaşım femurun başından geçen yükün azaltılmasıdır. Hastanın uzun süre ayakta kalmaması ve kendisini yormaması gerekir. Özellikle koltuk değnekleri kullanmaları önerilir. İlaç tedavileri özellikle hastalığın erken döneminde etkilidir. Kullanılan ilaçlar ağrıyı bir miktar azaltsa da tek başına ilaçla tedavi mümkün değildir.

Tedavilerde ana amaç femur başının dokusunun kanlanmasını artırmak, çevre dokuya kan vererek reperfizyon ve düfizyon mantığını çalıştırıp femur başında kemik dokusunun kanlanmasını sağlamaktır. Kan yardımı ile gelen oksijen bölgedeki hasarları onararak hastaların şikâyetlerini büyük ölçüde azaltır.

Özellikle kalça bölgesinde etkilenen dokuları beslemek ve avasküler nekrozu yönetmek için günümüzde uygulanabilecek çok sayıda farklı tedavinin başında düşük enerjili lazer tedavisi gelir.

Avasküler Nekroz

Avasküler Nekroz

Düşük Enerjili Lazer Tedavisi Uygulanışı

Damar yolundan ince bir katater yardımıyla uygulanan lazer tedavisi hastaların şikâyetleri, mr ve damarsal bulguları değerlendirilerek, ödem, basınç, kemikteki kansızlığın derecesine göre değişik dalga boy ve güçlerinde verilecek lazer ışını seçildikten sonra günde 1 saatlik seanslar şeklinde toplamda 6 veya 8 seans olarak uygulanır.

Hastanede yatış ve ameliyat sonrası belli bir istirahat sürecinin yaşanmadığı düşük enerjili lazer tedavisi günlük hayatla birlikte ilerleyen bir tedavi şeklidir. Tedaviden hemen sonra büyük ölçüde şikayetlerinin azalıp, hareketlerinin rahatladığı görülür . Avasküler nekroz genelde geriye dönüşümsüz bir hastalık olmasına rağmen düşük enerjili lazer tedavisi ile eklem kıkırdakları ve alttaki kemik dokuda kanlanma ve beslenmenin artması hücre çoğalmasını hızlandırır. Böylece başlangıç ve orta evredeki hastalık tamamen iyileşirken ileri evre vakalarda ise genel durumda %60-80 rahatlama sağlanır.

Özellikle avasküler kalça nekrozunda çok ileri vakalarda eklem protezi yapılması gereklidir. Ama genelde bu vakaların yaşının protez operasyonu için genç olması oldukça önemli bir problemdir. Erken yapılan protezin ilerleyen yıllarda gevşemesi ve eskimesi nedeni ile ikinci bir protez operasyonunu gerektirebilir. Fakat her yenilenen protezde başarı oranı düştüğünden ve ilk protezdeki randıman sağlanamadığından düşük enerjili lazer tedavisi sayesinde protez operasyonunun yıllarca ileriye bırakılması sağlanır. Bu da günümüz koşullarında hastaların yaşam standardı açısından bakıldığında oldukça ciddi bir kolaylıktır.

Düşük Enerjili Lazer Tedavisinin iyileştirici Etkisi Mekanizması

Kan hücreleri lazer enerjisine maruz kaldıklarında, hücrenin içsel dengesinde değişiklik meydana getirir. Solunum zincirinin harekete geçmesiyle ATP(enerji) sentezi başlar. Lazer etkisi aynı zamanda hücredeki hidrojen iyon seviyelerini etkiler. Bunun ATP(enerji) sentezi artması kombinasyonuyla, hücreden sodyum, potasyum, kalsiyum geçirgenliği artar. Değişik renklerde dalga boylarında ve değişik frekanslarda kullanılan lazer ışınları mevcuttur.

Avasküler nekroz hastalarında en önemli ışık yeşil ışıktır. Tedavi sırasında ışınlar hemoglobine bağlanır.

Kırmızı kan hücrelerinin fonksiyonlarını davranışlarını ve hücre elastikiyetlerini iyileştirir.

Oksijen ulaşımını artırarak iyileşmeyi sağlar.

Kanın viskositesini azaltır, kan akımını hızlandırır..

Dengeleyici ve onarıcı patikaları aktive eder.

Doğal plaket reaktivitesini sağlar yavaş yavaş kaybolmasıyla plaketlerin aktive olmasını ve aktivasyon unsurlarına tepki verir.

Na K pompası üzerinde pozitif etkisi vardır. Hücre içi,hücre dışı cation homoestasislerin düzenlenmesine yardım eder.

Yüz Felcinden Düşük Enerjili Lazer Tedavisiyle Kurtulun

Yüz Felci

Yüz Felcinde Düşük Enerjili Lazer Tedavisi

“Havaların bir anda soğuması, özellikle rüzgarın etkili olduğu sabah saatlerinde korunmadan dışarı çıkılması sonucunda gerçekleşen yüz felci vakalarında düşük enerjili lazer tedavisiyle problemli bölgedeki ödem çözülerek hastanın hızla iyileşmesi sağlanıyor.”

Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Cafer Abbasoğlu kış aylarında birden bastıran soğuklar nedeniyle daha sık rastlanan yüz felcinden düşük enerjili lazer tedavisiyle kurtulmanın mümkün olduğunu dile getirdi

Damar Cerrahisi Uzmanı Abbasoğlu, “yüz felci, yüzümüzün her iki yanında kasların hareketini sağlamak için bulunan iki tane sinirin herhangi bir nedene bağlı olarak hasar görmesi sonucu kasları yönetememesiyle meydana gelen ciddi bir sağlık sorunudur. Beyindeki bir hasardan dolayı meydana gelen ve beraberinde vücudun başka yerinde de inme gibi bulgular oluşturan santral yüz felci ve başına bir olay gelmesi dolayısıyla oluşup sadece yüzün o tarafını etkileyen periferik yüz felci şeklinde iki çeşittir. Yüz felcine neden olan önemli faktörlerden biri de yüzün ciddi rüzgâr ya da soğuğa maruz kalmasıdır. Soğuğa maruz kalma sinirin o kemik kanal içerisinde ödemlenmesine neden olabilir. Soğuk dışında metabolik hastalıklar, travmatik nedenler, özellikle uçuk gibi viral enfeksiyonlar, orta kulak iltihabı, tükürük bezi tümörleri, nezle, grip gibi bazı üst solunum yolu enfeksiyonları sonrası sinirde oluşan ödem de yüz felcine neden olabilir. Ayrıca şeker hastalığı, lipid yağ hastalıkları gibi metabolik hastalıklarda daha fazla yüz felci riski vardır ” dedi.

Yüz Felci

Yüz Felcinde Düşük Enerjili Lazer Tedavisi:

Yüz sinir ödem ve harabiyetine bağlı felçlerde düşük enerjili lazer tedavisinin dünyanın büyük kliniklerinde kullanıldığını dile getiren Dr Cafer Abbasoğlu ” düşük enerjili laser tedavisi yüz felci tedavisinde olağanüstü etkili olup özellikle erken aşamada tedaviye başlanan vakalarda kısa sürede tam iyileşme ve şifa ile sonuçlanır. Daha kronikleşmiş ve diğer medikal yöntemlerle de geçmeyen vakalarda ise düşük enerjili lazer tedavisi ile ciddi toparlanma ve iyileşme sağlanır.
Hastanın geçirdiği felcin nedenine bağlı olarak hekim lazerlerin dalga boyu ve gücünü seçerek ardından da kaç seans uygulanacağını belirleyerek tedaviye başlar. Işın renginin hekim tarafından seçilip hangi dalga boyu ve türünün kullanılacağına karar verilmesi tedavinin en önemli kısmıdır. Her gün damar yolundan ince bir kanül aracılığıyla 1 saat süreyle uygulanan ışınlar bölgedeki ödemi çözerek hastanın şikâyetlerini büyük ölçüde azaltır. Gerginlik ve harabiyet hissinden kurtulan hasta daha rahat ve konforlu bir şekilde hayatına devam eder” şeklinde konuştu.

1 2 3 5