Damar tedavileri alanında uzman isimleri tercih ediniz

Web sitemizde sizler için uzmanından en güncel ve yararlı bilgileri derliyoruz. Sağlığınızı önemsiyoruz...

 

Damar Tedavileri

Okmeydanı Damar Merkezi

Tedavide Yenilikler

Sosyal Medya

Anket

Yeni web sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları Gör

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Muayene ve Randevu

Okmeydanı Damar Merkezi

Darülaceze Caddesi
Ekşioğlu İş Merkezi
No:36 Kat:3 D:3

Okmeydanı SSK Hastanesi Karşısı, Şişli /İstanbul

Tel: 0212 320 30 22

Fax: 0212 320 30 55

www.varistedavileri.com
www.caferabbasoglu.com
www.varistedavim.com

Aktif Ziyaretçi

Kullanıcılar: 1 Bot

Yüz Felcinden Düşük Enerjili Lazer Tedavisiyle Kurtulun

Yüz Felci

Yüz Felcinde Düşük Enerjili Lazer Tedavisi

“Havaların bir anda soğuması, özellikle rüzgarın etkili olduğu sabah saatlerinde korunmadan dışarı çıkılması sonucunda gerçekleşen yüz felci vakalarında düşük enerjili lazer tedavisiyle problemli bölgedeki ödem çözülerek hastanın hızla iyileşmesi sağlanıyor.”

Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Cafer Abbasoğlu kış aylarında birden bastıran soğuklar nedeniyle daha sık rastlanan yüz felcinden düşük enerjili lazer tedavisiyle kurtulmanın mümkün olduğunu dile getirdi

Damar Cerrahisi Uzmanı Abbasoğlu, “yüz felci, yüzümüzün her iki yanında kasların hareketini sağlamak için bulunan iki tane sinirin herhangi bir nedene bağlı olarak hasar görmesi sonucu kasları yönetememesiyle meydana gelen ciddi bir sağlık sorunudur. Beyindeki bir hasardan dolayı meydana gelen ve beraberinde vücudun başka yerinde de inme gibi bulgular oluşturan santral yüz felci ve başına bir olay gelmesi dolayısıyla oluşup sadece yüzün o tarafını etkileyen periferik yüz felci şeklinde iki çeşittir. Yüz felcine neden olan önemli faktörlerden biri de yüzün ciddi rüzgâr ya da soğuğa maruz kalmasıdır. Soğuğa maruz kalma sinirin o kemik kanal içerisinde ödemlenmesine neden olabilir. Soğuk dışında metabolik hastalıklar, travmatik nedenler, özellikle uçuk gibi viral enfeksiyonlar, orta kulak iltihabı, tükürük bezi tümörleri, nezle, grip gibi bazı üst solunum yolu enfeksiyonları sonrası sinirde oluşan ödem de yüz felcine neden olabilir. Ayrıca şeker hastalığı, lipid yağ hastalıkları gibi metabolik hastalıklarda daha fazla yüz felci riski vardır ” dedi.

Yüz Felci

Yüz Felcinde Düşük Enerjili Lazer Tedavisi:

Yüz sinir ödem ve harabiyetine bağlı felçlerde düşük enerjili lazer tedavisinin dünyanın büyük kliniklerinde kullanıldığını dile getiren Dr Cafer Abbasoğlu ” düşük enerjili laser tedavisi yüz felci tedavisinde olağanüstü etkili olup özellikle erken aşamada tedaviye başlanan vakalarda kısa sürede tam iyileşme ve şifa ile sonuçlanır. Daha kronikleşmiş ve diğer medikal yöntemlerle de geçmeyen vakalarda ise düşük enerjili lazer tedavisi ile ciddi toparlanma ve iyileşme sağlanır.
Hastanın geçirdiği felcin nedenine bağlı olarak hekim lazerlerin dalga boyu ve gücünü seçerek ardından da kaç seans uygulanacağını belirleyerek tedaviye başlar. Işın renginin hekim tarafından seçilip hangi dalga boyu ve türünün kullanılacağına karar verilmesi tedavinin en önemli kısmıdır. Her gün damar yolundan ince bir kanül aracılığıyla 1 saat süreyle uygulanan ışınlar bölgedeki ödemi çözerek hastanın şikâyetlerini büyük ölçüde azaltır. Gerginlik ve harabiyet hissinden kurtulan hasta daha rahat ve konforlu bir şekilde hayatına devam eder” şeklinde konuştu.

SICAK HAVALARDA KALP SAĞLIĞI AÇISINDAN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Dr.Cafer Abbasoğlu
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Kalp krizi veya felç geçirmiş, kalp ameliyatı olmuş, damarlarında daralma ya da yüksek tansiyonu olan hastalar sıcak havalarda, özellikle güneşin dik geldiği saatlerde sokağa çıkmasın. Mecburen dışarıda olacaksa gölgede kalmaya dikkat etsin. Bu hasta grubu için sıcak oldukça tehlikelidir. Sıcakta terler, su ve tuz kaybederiz. Tuz kaybı tansiyonu yükseltir. Yükselen tansiyon beyindeki damarlarda basıncı ve yeniden felç geçirme riskini arttırır. Biz bu hastalara dışarıda şemsiye ya da şapka kullanmalarını öneriyoruz. Bol su içmeli ve serin yerlerde kalmalılar.

KALP HASTALARI SUYU ASLA İHMAL ETMEMELİ..…
Bu hastalar mutlaka su içmeli. Çay, meyve suyu, ayran, limonata… Yaz günlerinde tüm bunlar çok içiliyor. Ama bizim asıl önerimiz sudur. Mevsim yaz olunca soğuk su tercih ediliyor ama biz hastalarımıza oda sıcaklığındaki suyu öneriyoruz. Soğuk su kalp krizi için bir uyarandır. Uzak durmak lazım. Hastalar bol bol su içsinler ve gün içinde bir bazen iki kere ılık suyla duş alsınlar. Bu duş yarım saate kadar sürebilir. Duş alırken özellikle bacaklarına, aşağıdan yukarıya doğru masaj yapsınlar. Sabunlu bir lifle bacaklarını aşağıdan yukarıya doğru ovabilirler. Özellikle ayak tabanlarına ve parmak aralarına bastırarak masaj yapsınlar. Su aynı zamanda

BU BELİRTİLER ÖNEMLİ..…
Gözlerde kararma, baş-omuz-kol ağrısı, bacaklarda güçsüzlük, halsizlik belirtileri kalp hastaları için oldukça önemlidir. Bunlar büyük sinyallerdir. Bu belirtiler varsa hastalar önce serin bir yere geçip su içerek istirahat etmelidir. Şikayetlerin durumuna göre doktorlarını haberdar etme ya da hastaneye gitmek de gerekebilir.

Sıcak havada sıcak ve gaz yapan yemeklere dikkat…
Bu mevsimde ağır, gaz yapan yemeklerden uzak durmak, kızartılmış yiyecekler yerine haşlanmış ya da fırında pişmiş ve soğuk yenen yemekleri tercih etmek önemlidir. Kalp hastalarının kullandığı bazı ilaçlar da gaz yapar. Bir de gaz yapan yiyecekler yenince sindirim sisteminde artan gaz kalp bölgesine basıncın artmasına yol açarak şikayetlerini arttırır. Yaz mevsiminde özellikle zeytinyağlı sebze yemekleri ve balık öneriyoruz.

Kalp hastaları soda yerine su içmeli…
Sodalar birbirinden farklı içerikleri sahip. Çoğunun içinde sodyum, potasyum, magnezyum farklı olabilir. Soda içmek yerine su içsinler. Su içilince vücut ihtiyacı olan mineralleri kendisi ayarlayabilir, sodaya çevirebilir. Soda anlık bir ferahlama oluşturabilir ama bu sadece bir damak tadıdır. Ben hekim olarak sodayı çok tavsiye etmiyorum. Onun yerine su içsinler…

Sıcak havalarda egzersizin saati önemli…
Kalp hastaları için egzersiz çok önemlidir. Özellikle yürüyüşü tavsiye ediyoruz. Ayak bileklerindeki hareket damar sağlığı için çok önemlidir. Buradaki pompalar doğru çalışırsa kalp hastalarının bacaklarında sıklıkla gördüğümüz ödem hızla azalır. Ancak sıcak saatlerde egzersiz yapılmamalı, daha serin saatleri tercih etmeliler.

Tromboangiitis Obliterans (Buerger Hastalığı)

Buerger Hastalığı

Buerger Hastalığı

Vaskülitler içerisinde sık olarak gördüklerimiz:

Tromboangiitis obliterans (Buerger hastalığı)

En çok kol ve bacaklardaki küçük ve orta çaplı arterleri, venleri ve sinirleri etkileyen damar sertlıgı oluşturmadan iltihabi bir hastalıktır. Tromboangiitis obliteranslı ve ya burger bu hastalık ilk olarak 1879 yılında tanımlanmıştır.

Burger hastalığı bazı önemli yönleriyle diğer vaskülit hastalıklarından ayrılır. Bu hastalıkta ileri derece hücresel ve iltihaplı bir trombus vardır. Bu hastalarda sedimentasyon, CRP, serolojik test-ler ve otoantikorlar normal veya negatifken, arteryel intimada immun reaksiyon varlığı gösterilmiştir.

Yapılan anjiografik incelemede, özellikle proksimal arterler normal görünürken, küçük arterlerde multipl tıkanmalar olduğu, dirsekaltı arter alt ucunda, dizaltı arterlerde, hastalıklı olanların normallerin arasına serpiştirilmiş gibi olduğu görülebilmektedir.

Klinik seyrinde ayak ve bacakta “Flebitis migrans” (gezici filibit) tablosu tipiktir,akut donemde çok hücreli inflamatuar trombüsler vardır. Kronikleştikçe trombüsler organize olur ve duvarda fibrozis gelişir. Bu özellikler arteriosklerozis veya vaskülitislerden ayırmada faydalıdır.

Teşhis:

Buerger Hastalığı

Gezici filibitin olması, ellerde de benzeri tutulum, istirahat ağrısı, sigara tiryakiliği, yaşın45 in civarında oluşu, gangren veya iskemi belirtileri, oto immün hastalık olmayışı, diabetes mellitus olmayışı, emboli nedeni olmayışı, dopler ultrasonografi tetkiki yardımıyla bacak ve kol damarlarında daralma ve tıkanmanın dereceleri veya anjiografik bulgular ve nadiren biyopsi ile yapılabilir.

Hastalığın erken dönemlerinde belirti ve bulguları silik olup, sıklıkla ayakta başlayan parmak yaraları, solukluk ve soğukluk, uyuşukluk, karıncalanma ve yanma tarzında şikayetler görülür.

Hastalık ilerledikçe, yürüme ile artan istirahatla azalan bacak ağrıları yerleşir. Hasta uzun süreli yürüyüşlerde, giderek artan ağrı sebebiyle durmak ve dinlenmek zorunda kalır. Sıklıkla caddelerde, bu durma dönemlerinde vitrinlere bakılarak ağrının geçmesi beklendiğinden, eskilerde bu duruma vitrin hastalığı denilmiştir. İleri dönemlerde ağrı sadece hareketle değil, istirahat dönemlerinde bile hissedilmeye başlar.

Yine özellikle soğuk su ve hava ile temasta el ve bacaklarda morarma, ayakta şişme ve gangren ileri dönemlerde görülen bulgulardır.

Hastalığın sigara ile ilgisi kesin olarak gösterilmiş olup, sigarayı bırakmayan hastalar, uzuv kaybına yol açacak sonuçlarla karşı karşıyadır.

Tedavide gangren olmadan sigarayı bırakanlarda, %94 amputasyon gerekmemiş, sigara içenlerde en az %43 amputasyon yapılmış.

Tedavi:

1-Medikal:

Seyri tamamen durduran sigarayı bırakmaktır. Medikal tedavide amaç vazodilatasyon yapmaktır. Prostoglandinlerin keşfi arterial hastalıklarda çığır açmıştır. Atardamar içinden uygulandığında maximum vazodilatasyon yapar. Ve trombosit agregasyonunu engeller.

En önemli savaş ağrıya karşıdır bu nedenle 1-2 haftalık epidural anestezi uygulanması ağrıyı azaltacaktır.

Hiperbarik o2, ozon tedavisi, intravenöz oksijen tedavisi ve son zamanlarda düşük enerjili lazer tedavisi de hem ağrının azaltılmasında,hem de ülserlerin iyileşmesinde yararlı olmaktadır.

Son zamanların en iyi alternatif tedavisi; Buerger haslığında damar içi düşük enerjili lazer tedavisidir.

2-Cerrahi:

  1. Sempatektomi,
  2. Arteriyel baypaslardır.

3-Düşük Enerjili Lazer Tedavisi :

Buerger Hastalığı

Periferik arter okloziv hastalıklarda, burgerde, düşük yoğunluklu lazer terapisi hastalığın derecesi yani akut ve kronikliğine göre sadece akut dönemde ağrı, hassasiyet, trofik parmaklar veya ayak bileği tutulumu veya ayakta enfeksiyon ve istirahat ağrısı, dizaltında damar tıkanıklığı veya dizüstünde damar tıkanıklığının derecelerine göre düşük yoğunluklu lazerlerin dalga boyları ve renkleri seçilmektedir. Burger hastalığında lazer spinalkordun sinir hücrelerini içine alacak şekilde ve buna ilaveten otomatik sinir sistemi ve gangılyonları da etkileyecek şekilde seçilmektedir.

Sempatik sinir liflerinin pregangılıyonık motor noronları, kord segmentleri T1 ve L2 arasından meydana gelmektedir. Düşük yoğunluklu lazer tedavisi bu dokulara lokal olarak yayılabilmektedir. Lazer anjio genezi situmulasyona ilaveten önemli derecede antimfalamatuar ve aneljezik etkilerede sahiptir. Düşük enerjili lazer dalga boylarına ve nufuz ettiği dokulara göre arterıolleri etkileyerek damar ağında artışa sebebiyet verir ve kolatarel arterleri genişleterek kan akımını, oksijenizasyonu artırarak şikayetleri tedavi etmektedir.

Tedavi bacakların yeterli iyileşme gösterdiği hissedilene kadar 10 gün süreyle yapılmaktadır. Burger hastaların parmağı üzerindeki yaralar %70 oranında azalır ve tedaviden 3 hafta sonra memnun edecek bir şekilde iyileşme göstermektedir.

4-Damar İçi Oksijen Tedavisi :

Oksijen vücudumuz için oldukça gerekli bir yapıdır.Ancak bazı durumlarda inflamatuar hastalıklar da burger hastalığı,otoımon hastalıklar,kardiyovasküler sistem hastalıklarında bozulmuş sirkulasyona bağlı eksikliği görülebilir.

Damar içi oksijen tedavinsiin avantajları arasında ise kolay ve güvenilir olması yan etkilerinin olmaması ilaç kullanımının sayısının düşürülmesi söylenilebilir.

İntravenöz oksijen tedavisinde oksijen gazı ,bir oksiven cihazı yardımıyla gazı sıvılaştırarak damara verecek şekle getirerek sistemi etkilemektedir.

intravenöz oksijen tedavisinde kan dolaşımını uyaran plateletlerin agregasyonunu tutan hormon olan prostassilinin artan oluşumu güçlü vasküler dilatasyona öncülük eder.Bu hormon ince vasküler yapılarda damar genişlemelerine sebep olur.

Burger hastalığında bacaklardaki ödem ,ülser, venöz ve arteryel sistemde oluşan gangrenlerden dolayı, yüzeyel dolaşım düzeni bozulmuştur.intravenoz oksıjen tedavisinde direkt kana oksijen verilerek oksijenın bu dokularda nufuzu tedaviyi kolaylaştırmaktadır

İntravenöz oksijen tedavisinde bu hastalarda prostassilin artışında ,eozinofil granülleri kortikoitleri ,ACTH ,adrenalin ve lokotrien sentezini hibe eden arahidonik asit kaskadindan oluşan bir formudur.Bu güçlü antiflamatuar etki üretmektedir.Bozulmuş mıkro sirkülasyonu etkileyerek kollateral oluşumunu artırmakta ve ince arteriolleri genişleterek etki sağlamaktadır.

Tedaviden 3 ay sonra dopler ultrason tetkikinde dolaşımın ve basıncının arttığı görülmektedir.